22 Mayýs 2012
Dolar Alış 1.8207
Dolar Satış 1.8295
Euro Alış 2.3249
Euro Satış 2.3361
43 kiÅŸi adliyeye sevk edildi.
İşte memura zam teklifi
Bunu yaptırmayana elektrik, su ve doğalgaz yok!
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

RTÜK Adana Bölgesel Eğitim Semineri 2

İsmail Sağlar
25.03.2010 / 00:00


İKİNCİ BÖLÜM

Değerli Meslektaşlarım

Yerel medya için ülkemizde bu süreç nasıl geliÅŸtiÄŸi hususuna da kısaca deÄŸinmek isterim,

Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda yerel medya olarak sadece yerel gazeteleri tanımlıyorduk.

Yaklaşık 20 yıl önce özel radyo ve televizyon yayınlarına müsaade edilmesi ile yerel medya tanımına  yerel ve bölgesel radyo ve televizyonlar dahil oldu.

Son yıllarda teknolojinin hızlı geliÅŸimi ile artık yerel medya tanımına  internet medyası da katıldı.

Önümüzdeki süreçte IPTV gibi yeni bir takım medya araçlarının da bu tanıma ekleneceÄŸi görülmektedir.

Dünyadaki ve ülkemizdeki bu hızlı geliÅŸime maalesef iyi hazırlanamadık.

Mevcut sorunlarımıza hep yenilerini ekleyerek büyüttük.

Bunun içindir ki bu ve benzeri yüzlerce toplantıda yerel medyanın sorunlarını hep tartışmışızdır ve hep çözümler aramışızdır

Bu tartışmalarda  hiç deÄŸiÅŸmeyen baÅŸlıklarımız ise.

1-Hukuksal düzenlemeler

2-Teknoloji

3-İnsan Kaynakları

4-İçerikler

5-Dağıtım

5-Finans olmuÅŸtur.





Yıllardır değişmeyen bu başlıkların temel nedeni ise EĞİTİM sorunlarına bağlanmıştır.

Oysa son 20 yılda radyo –televizyon alanında meslek liseleri kurulmuÅŸ, 30’un üzerinde iletiÅŸim fakültesi açılmış ancak sorunlar deÄŸiÅŸmemiÅŸ hatta yeni birtakım problemlerin ortaya çıkmasına sebep olmuÅŸtur.

GeliÅŸmiÅŸ ülkelerde konu ile ilgili mevcut durum nasıl diye baktığımızda ise

Orada da bir takım sorunların  mevcut olduÄŸu ama bizdekinden çok farklı olduÄŸunu görüyoruz.

BaÅŸlıklar birbirine benzemiyor. Nedeni ise GeliÅŸmiÅŸ ülkelerde medyanın sorunu sosyal ve ekonomik geliÅŸmelerle paralel gidiyor ve çok kısa sürede çözüme kavuÅŸturuluyor.



Bizde ise sorunlar kronikleÅŸiyor.

Bu ülkeler ile aramızda ki en büyük farklılık.

GeliÅŸmiÅŸ ülkelerin kendi gerçeklerine göre hazırladıkları bir iletiÅŸim ve medya stratejileri var olması ve onların

Dünyadaki geliÅŸmeleri buna göre takip ediyor ve kendi ülkelerine adapte ediyorlar olmalarıdır.



Biz ise hala  bir iletiÅŸim ve medya stratejisi oluÅŸturamadık.

Kurumlar arası eÅŸ güdümü temin edemedik.

Sadece bu gün tartıştığımız konuda onlarca kamu kurumu ile muhatabız.

Her birisinde farklı bir yaklaşım ve uygulama mevcut.

Artık TBMM’sinde kabul edilen nerdeyse tüm yasalara radyo ve televizyon kuruluÅŸları için bir yaptırım konuluyor.

ÖrneÄŸin Enerji verimliliÄŸi yasası çıkartıldı.

Yasaya radyo ve televizyon kuruluşlarına Prime Time saatlerinde program yapma zorunluluğu getirildi.

Aynı durum  yeni çıkartılan bir çok yasada da  mevcut.

Bu çalışmalar yapılırken kimse yerel medyanın koÅŸullarını göz önüne almamıştır.

Uzmanlık isteyen böylesine önemli konularda kimse durumunuz nedir dememiÅŸtir.

Son 10 senede RTÜK kanunda tam 15 kez deÄŸiÅŸiklik yapılmış  ve 42 maddelik kanunun 20 maddesi deÄŸiÅŸime uÄŸramıştır.

Şimdi bunlar gelişen şartların gereği diye bilirsiniz.

Ancak, 2008 yılı içersinde dört ay arayla 3984 sayılı yasa iki kez deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.

Bu geliÅŸmelerde göstermektedir ki plan, program ve koordinasyon eksikliÄŸimiz hat safhadadır.

Åžimdi önümüzde 3984 sayılı yasaya iliÅŸkin yeni bir düzenleme gündemdedir.

Taraf olanlar var

Karşı çıkanlar var.

Hiç kimse kusura bakmasın ama karşı çıkanlarda, taraf olanlarda Türkiye gerçeklerinin farkında deÄŸiller.

KonuÅŸmamın bu bölümünde müsaade ederseniz Türkiye’nin ve Yerel Medyanın gerçeklerini konuÅŸmamın başında belirttiÄŸim

5 temel soruna deÄŸinerek açıklamak istiyorum.

Maalesef  bugüne kadar görev yapan hükümetler ve bizi muhatap kabul eden kurumlar bizleri kapılarında el avuç açan kiÅŸiler, kurumlar olarak tanıdılar ve tanımladılar.

Bu konuda haksızda değiller.

Çünkü yerel medya kuruluÅŸlarının içinde bulundukları sorunların çözümünü hep ekonomik olarak deÄŸerlendirdiler ve taleplerini bu yönde geliÅŸtirdiler.

Bir anlamda yaptıkları doÄŸru parasız hiç bir ÅŸey olmuyor.

Ancak kim kime niçin finans saÄŸlayacak esas sorun burada yatmakta.

Sorunların köküne inmediÄŸimiz sürece problemlerimize kalıcı çözümler üretemeyiz.

Öncelikle konuya finansal açıdan bakmak istiyorum.

DiÄŸer konuların daha iyi anlaşıla bilmesi için bu hususun açıkça ortaya konması gerekiyor.

Finansal sorunlarımız ve çözümleri nedir derken ülkemizin bu alanda ki gerçeÄŸi ile yüzleÅŸmemiz gerekiyor.

Sadece medya alanında deÄŸil tüm sektörlerde bugün artık bir öz kaynak sıkıntısı olduÄŸu kabul ediliyor.

Mevcut kaynaklarını kullanarak yatırım yapan yatırımcılar  iÅŸletme sermayesi bulamıyor.

Åžurası bir gerçektir ki bunların altında  yatan en önemli sorun plan ve programsızlık.

Yatırımcıların bu zaaflarına karşın devletin planlaması ve yol göstermesi gerekiyor.

Ancak devletin finans yönetimindeki durumu özel yatırımcı kadar kötü olsa da devlet bir çok alanda yatırımcılara farklı destekler saÄŸlayarak iÅŸletmelerin ayakta kalmasına yardımcı oluyor.

Yatırımcıları yönlendirmeye, belli bir disiplin içinde üretmeye teÅŸvik ediyor.

Planlı sürece almaya çalışıyor.

Yatırımcıların profesyonel bir anlayışa eriÅŸmeleri için caba harcıyor.

Ancak unutmamak gerekir ki Devletinde, milletinde kaynakları son derece kısıtlı bunun için hep beraber kaynakların verimli kullanımı konusunda caba harcamalıyız birlik olmalıyız.

Hepimiz şunu kabul etmek zorundayız.

Mevcut yasal zorunluluklar veya önümüzdeki süreçte karşımıza gelecek yeni ÅŸartlar radyo ve televizyonlar kuruluÅŸları olarak hepimizi zora sokacaktır.

RTÜK bugün mevcut teknik yönetmeliÄŸini uygulamaya zorlasa bir çok medya kuruluÅŸu kapanmak zorunda kalır.

Yayın ilkelerinin titizlikle uygulasa bir çok kurum yayın ihlali yapmaktan öngörülen cezaları alır.

İdare edilerek gelen süreç esasında yatırımcıların sonunu hazırlamıştır.

Eksik yatırımlar, yetiÅŸmiÅŸ insan kaynaklarında ki sorunlar doÄŸal olarak içerik sorunu yaratmakta ve buda iÅŸletme sermayesinin oluÅŸumunu engellemektedir.

Bu kısır döngüden çıkmamız ve bir an önce planlı sürece geçmemiz gerekiyor.

Bunu tek başımıza çözmemiz mümkün deÄŸil, bu konuda devletin, RTUK ün desteÄŸine ihtiyacımızın olduÄŸunu altını çizerek belirtmek istiyorum.

İşte ancak  bu noktaya geldiÄŸimizde daha iyi anlaşılacaktır ki

Yerel ve Bölgesel Radyo ve Televizyonlarının  en temel sorununun finans gereksinimidir demenin büyük bir hata olduÄŸu hele üstelik çözümün sadece bu mecrada aranmasının da  yerel ve bölgesel medyanın bir anlamda sonu olacağı gerçeÄŸi olduÄŸu.

Neden mi derseniz, konuÅŸmamda bahsettim

Ulusal medyanın sürecini anlatırken,  kar gayesi ile deyin, ayakta durabilmek adına deyin ne derseniz deyin, amacı karlılık olan bir ÅŸirketin nasıl iliÅŸkiler içerisine girebileceÄŸi bu iliÅŸkilerin karşılıklı olarak güçler arasında ne sonuçlar doÄŸuracağını belirtmeye çalıştım ve maalesef ulusal medya ancak bu ÅŸekilde ayakta kalma ÅŸansı bulabildi demiÅŸtim.

KurulduÄŸu tarihten günümüze Yerel ve Bölgesel Medyanın çok fazla el deÄŸiÅŸtirdiÄŸini sanmıyorum, en azından Mersinde öyle. Yani bir anlamda Yerel medya kurumları piyasada alınıp satılmadı,yani sermaye itibar etmedi,

Peki bu kurumlar nasıl ayakta kaldılar derseniz,

her türlü yayın maliyetlerini düÅŸürmeye gayret ettiler ve sadece etik ilkeler doÄŸrultusunda gazetecilik yaptılar, 5 yılda bir gelen seçimleri beklediler, seçimlerde bile önerilen rakamları kabul ettiler,

RTÜK bir finans kredi kurumu deÄŸildir, reklam pastası da zaten ulusallara yetmiyor diyerek kar amaçlı büyük sermayenin bu sektöre girmesinin kapılarını açmak, 70 milyon Türkiye de en azından %80 inin her gün bir defa da olsa Televizyonlarının, radyolarının başına geçtiklerini  düÅŸünürsek mahallinde, micro düzeyde toplumsal hassasiyetlerimiz ve duyarlılıklarımızın reyting ve kar amacına tercih edilerek nasıl bir vahim hata yaptığımız anlaşılacaktır.

Radyo ve televizyonlar eÄŸer saÄŸlıklı gelir kaynakları yaratamamışsa , bu kaynaklar yeterli deÄŸilse o zaman para bulmanın birer aracı haline gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.

Araç haline gelmiÅŸ bir yerel medya her türlü spekülasyon ve manüplasyona açık olacak, sermaye – siyaset – baskı – çıkar  iliÅŸkisi içinde karanlıkları örtmek adına, halkın çıkarlarından uzaklaÅŸarak yeni kaynak arayışlarına girip kaynak yaratacaklardır.

Bu da Ülkemiz adına , insanımız adına ve sektörümüz adına hiçbir zaman tasvip edilmeyen bir durumdur ve bu vebal hepimiz üstünde kalacaktır.

Ne yapmak lazım sorusuna ise, ilk verilecek cevap hukuksal zeminde gerekçelendirilmiÅŸ kaynakların yaratılmasına imkan tanıyacak zeminin oluÅŸturulmasıdır.

Bu görevide  RTÜK üstlenmelidir.

Yani RTUK sadece sektörün halihazır iÅŸleyiÅŸini denetleyen veya denetlemeye çalışan bir kamu üst yapı kurumu deÄŸil, bu sektörün haklarını da koruyan, kaynak üretme adına düzenlemeler yapan ve yasal zeminlerin hazırlamasına öncülük eden ve yasama ve yürütmeden talep eden bir kurum olmalıdır.



Yani RTÜK nın varlığı bizler için bir ÅŸans olmalıdır,oda ancak RTÜK nın  sektör adına bir düzenleyici kamu üst kurumu olarak var olmasıdır,yoksa devlet adına sektörü düzenleyici bir üst yapı kurumu olarak deÄŸil.

Sayın baÅŸkan deÄŸerli RTUK temsilcileri burada bulunan tüm yerel medya temsilcileri hem fikirdir ki beklentilerimiz abartılı deÄŸil, kendi yağımızla kavrulacak kadardır.

Dolayısıyla kanun taslağına koyacağınız  “YEREL VE bölgesel medya için Kamu kaynaklarından gelir getirici düzenlemeler yapar anlamında bir maddeyle, neler yapabileceÄŸinizi bir düÅŸündünüz mü,

Hemen hemen tüm bakanlıklar, ÅŸimdilerde birde kamu adına faydalı olan dernekler tanıtım , duyuru filmleri yayınlatıyor, bize ise RTUK olur yazısı ekinde ücretsiz olarak yayınlayın talimatıyla geliyor ve yayınlıyoruz ,

TEDAÅž ve su idareleri yaptıkları kesintileri halka duyurmak zorunda, bu yasal bir zorunluluk ama gelen bir faks ya da e -mail ile bu sorunu çözüyorlar,meslek aÅŸkıyla yok olma pahasına olan biz medya kurumları da, derhal yayınlıyoruz hatta istenilenden de fazla sayıda çünkü vatandaşı direkt ilgilendiriyor diye,vatandaÅŸ duysun diye,  çünkü vatandaÅŸla iç içeyiz, yüz yüzeyiz diye, çünkü onlarla aynı mahalleyi, aynı sokağı paylaşıyoruz diye, çünkü onlara karşı sorumluyuz diye.

SaÄŸlıklı gelir ise inanın çok fazla talebi olmayan bu sektörü hem daha tarafsız ve objektif yapar, halkla bütünleÅŸmesini saÄŸlar hem de inanamayacağınız kadar geliÅŸtirir.

Yerel medya temsilcileri artık biliyor ve anladı ki halkımız yayını seçebilecek, iyiyi kötüyü ayırt edebilecek seviyeye geçtiÄŸimiz 17 yılda ulaÅŸtı.

Yerel medya temsilcileri artık biliyor ve anladı ki yörenize uygun, yörenizin sosyo-kültürel yapısını yansıtan, halk adına hak arayan, kamu kurum ve kuruluÅŸlarını  sadece ama sadece halka karşı ÅŸeffaf olmaya zorlayan, halkın sorunlarını anında ve yerinde dile getiren bir yayın anlayışınız yoksa sizi tercih etmeyeceklerdir.

Ve yayın kuruluÅŸları özellikle yerel medya kuruluÅŸları,kısıtlı yayın materyali imkanlarının en efektif bir biçimde kullanması ve  yayıncılıkta etkin olabilmek için tek bir gücün ise yaygın olarak izlenmek olduÄŸunu iyi biliyor.Ve halkımız her ne kadar kendisi yayınlarınızı subjektif olarak deÄŸerlendirse de sizden objektif bir yayın beklemektedir.

Ve kendi düÅŸüncesinin haklılığını ve ya haksızlığını hiç bir müdahale görmeden olayı öÄŸrendikten sonra karar verebilmek olgunluÄŸuna eriÅŸmiÅŸtir, iÅŸte yerel medya sektörünü temel hedefi de bu olmalıdır,çünkü vatandaÅŸlık hakkının,demokratikleÅŸmenin temel unsuru budur.



Değerli meslektaşlarım,

Yerel medyanın önündeki ikinci temel sorun ise dağıtım , yani izlenebilme sorunudur.

Ülkemizde TÜİK rakamlarına göre yaklaşık 21 milyon iÅŸyeri, konut ve resmi kurum  vardır. DiÄŸer bir tanımıyla yayınların ulaÅŸtırılacağı alanlar bunlardır..

Ulusal,bölgesel ve yerel tüm kanallar yukarda arz ettiÄŸim alanlara yayınlarını karasal olarak ulaÅŸtırmak zorundadır.

Ülkemizin coÄŸrafik ÅŸartları ve geliÅŸen teknoloji bu alanda farklı çözümlerin geliÅŸmesine sebep olmuÅŸtur.

Yapılan bir araÅŸtırma sonucunda ülkemizde toplam 15 milyonun üzerinde uydu alıcısı kullanıldığı tespit edilmiÅŸtir.

Bu rakamlar yukarda arz ettiÄŸim yaklaşık 21 milyon  alanın %73.3 e tekamül etmektedir

Åžehir merkezleri baz alındığında bu rakamın %80’i geçtiÄŸi iddia edilmektedir.

Bu tablo karşısında uyduda olmayan bir yerel ve bölgesel kanalın teknik olarak izlendiÄŸini ve etkin olduÄŸunu iddia etmek oldukça zordur.

Dağıtımda karşımıza çıkan bu sorun ile yerel ve bölgesel kanalların mevcut ÅŸartları ile mücadele etmesi de artık  mümkün deÄŸildir.

Ancak anlaşılması güçtür ki bizler böyle bir gerçekle karşı karşıya iken ve çözüm ararken yeni RTUK taslağında ki Lisans türleri, süresi ve devir hususunu düzenleyen 38 madde öngörüldüÄŸü üzere bir anlamda bizim idam fermanımızı hazırlamış olmaktadır.



Maalesef 38. maddede Ulusal Radyo ve Televizyonlar  lehine gösterilen hassasiyet ne var ki Mali kaynaklar ve bütçe bölümünü içeren 27. İnci  madde de  tüm sektör bileÅŸenlerinin eÅŸitlik ilkesi adına gösterilmiÅŸtir.

Nasıl mı ?

Önce isterseniz 27 madde ne diyor ardındanda 38. Maddeye bakalım.



Malî kaynaklar ve bütçe

MADDE 27- (1) Üst Kurulun gelirleri ÅŸunlardır:

a) Medya hizmet saÄŸlayıcı kuruluÅŸlardan alınacak yayın lisansı ücretleri,

b) Karasal ortamdan yayın yapan kamu ve özel medya hizmet saÄŸlayıcı kuruluÅŸlardan alınacak televizyon kanal, multipleks kapasite ve radyo frekans yıllık kullanım ücretleri,

c) 5809 sayılı Elektronik HaberleÅŸme Kanununun ilgili hükümleri saklı kalmak kaydıyla, yayın hizmetlerinin iletimi faaliyetinde bulunan platform,  multipleks ve altyapı iÅŸletmecileri ile verici tesis ve iÅŸletim ÅŸirketinden alınacak yayın iletim yetkilendirme ücretleri,

ç) Medya hizmet saÄŸlayıcıların program destekleme gelirleri hariç aylık brüt ticari iletiÅŸim gelirlerinden ayrılacak yüzde üç paylar,



DeÄŸerli arkadaÅŸlar,

Bu maddelerde de anlaşılacağı gibi aynı yayın kuruluÅŸundan aynı amaçla lisans geliri, yıllık yayın izin bedeli ile birlikte Üst Kurul payı talep edilmektedir. Åžurası açıktır ki yayın kuruluÅŸları bu maili külfetin altından hiçbir ÅŸekilde kalkamaz.

Bu maddede Dikkat edilmesi gereken en önemli hususun ise   Ulusal – Bölgesel – ve Yerel Radyo ve Televizyon ayırımı yapılmadan tüm karasal yayın yapan kurumları aynı ÅŸekilde eÅŸit olak görmüÅŸ kapsamış olmasıdır.



PEKİ 38 MADDEDE NASIL BİR AYRIMCILIK YAPILMIŞ,

Birlikte bakalım

Lisans türleri, süresi ve devir

MADDE 38- (1) Medya hizmet saÄŸlayıcı kuruluÅŸlar, kablo, uydu, karasal ve benzeri ortamlardan yayın yapabilmeleri için her bir yayın tekniÄŸi ve ortamına iliÅŸkin Üst Kuruldan ayrı ayrı lisans almak zorundadır. Lisansın hangi yayın tekniÄŸi ve ortamına iliÅŸkin verildiÄŸi lisans belgesinde açıkça belirtilir. Farklı yayın teknikleri ve ortamlarından aynı anda yayın yapmak isteyen kuruluÅŸlar her yayın tekniÄŸi ve ortamı için ayrı lisans almak ve eÅŸ zamanlı yayın yapmak zorundadırlar. Ulusal karasal yayın lisansı verilen kuruluÅŸlara, ilave bir lisans bedeli alınmaksızın uydu ve kablo yayın lisansı da verilir. Yayın lisans süresi on yıldır. Lisans süresi sonunda boÅŸalan karasal yayın kapasitesi Üst Kurulca yeniden ihale edilir.

(2) Üst Kurulun karasal yayın lisansı verdiÄŸi bir kuruluÅŸ bu lisans haklarını devredemez. Yayın faaliyetine devam etmeme kararı alan kuruluÅŸ lisansını Üst Kurula iade eder. Kullanılmayan lisans süresine iliÅŸkin lisans bedeli Üst Kurulca kuruluÅŸa kısmi olarak geri ödenir. Ulusal karasal yayın lisansına sahip kuruluÅŸlar bu haklarını iade ederken uydu ve kablo yayın lisans haklarını da birlikte iade etmek zorundadır



DeÄŸerli arkadaÅŸlar;

Bu maddeden anlaşılaÅŸacağı üzere Yerel ve Bölgesel yayın yapan yaın kuruluÅŸları için her bir ortamda ayrı ayrı lisans gerektiÄŸidir ki zaten yayın faaliyetlerini zorlukla sürdürebilen bu kuruluÅŸlara Ulusal yayın kuruluÅŸlarına tanınan bu hakkın tanınmaması anlaşılır gibi deÄŸildir.

Yani Mali yükümlülükleri içeren maddede Ulusal – Bölgesel – ve Yerel ayrımı yapmadan aynı ve eÅŸit olarak mali yükümlülükl atfederken bir diÄŸer maddede ise Ulusal ile Yerel ve Bölgesel Radyo  televizyon ayırımı yapmış,

Ulusal Radyo ve Televizyonların Lisans müracaatını her üç kulvarda olarak deÄŸerlendirmiÅŸ ama Yerel ve Bölgesel Radyo ve Televizyonların Lisans müracaatını ayrı ayrı yapmasını ve üçret ödemesÅŸni öngörmüÅŸtür.

Yani baÅŸka bir deyiÅŸle yükümlülüklerde eÅŸitsiniz , hakların kazanımında  ise eÅŸit deÄŸilsiniz.



DeÄŸerli meslektaÅŸlarım, Yerel ve Bölgesel Radyo ve Televizyon Temsilcisi arkadaÅŸlarım,

Bu adalet midir,

Burada niyet önemlidir deÄŸerli arkadaÅŸlar,

Sormak lazım,

siz gerçekten Yerel ve Bölgesel radyo ve Televizyonların yayın yapmasını bu sektörde var olmasını istiyormusunuz.

Bu geleceÄŸimiz için çok önemlidir ve hayati bir sorudur.

İşte bu noktada açıkça anlaşılıyor ki

Yerel medyanın en önemli sorunu da yasal alt yapı ve dağıtım sorunudur.

EÄŸer bu iki sorun yerel medya adına çözümlenirse, inanıyorum ki en kolay çözüme ulaÅŸacak konu finans olacaktır ve finans sorunu akabinden  kendiliÄŸinden çözülecektir.

Yasal düzenlemelerin ne kadar gerekli ve hayati bir yerde durduÄŸunu anlamak için bir de Sektörümüz geleceÄŸini  Avrupa BirliÄŸi sürecinde deÄŸerlendirmek gerekir,

AB mevzuatına uyum sürecinde Türkiye, Avrupa Sınır Ötesi Televizyon SözleÅŸmesini 1992 yılında imzalamış ve 1993 Kasım ayında da Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylamıştır.

TBMM kararı ile Ulusal yasa haline gelen Sınır Ötesi Televizyon SözleÅŸmesi 20 Nisan 1994 te yasalaÅŸan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların KuruluÅŸ ve Yayımları Hakkında Kanuna da temel oluÅŸturmuÅŸtur.

Ancak

2006 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin AB’nin görsel-iÅŸitsel müktesebatıyla uyumu reklamcılık ve küçüklerin korunmasına iliÅŸkin bazı hükümlerle sınırlı kalmıştır.

Türkiye’de yayıncılık alanını düzenleyen 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların KuruluÅŸ ve Yayınları Hakkında Kanun, tanımlar, yargılama yetkisi, kamunun önemli olaylara eriÅŸimi, Avrupa kaynaklı yapımların teÅŸviki, medyada yabancı sermayenin payı ve televizyon kuruluÅŸlarına iliÅŸkin kısıtlamalar açısından AB mevzuatına uyum konusunda sorunlar yaÅŸanmaktadır.Kanun’un AB mevzuatına uyumu yönünde revizyonu için çalışmalar ise halen devam etmektedir

Türkiye’nin AB’nin görsel-iÅŸitsel müktesebatıyla uyumlu hale geldiÄŸinde ise sektör adına birçok getirinin yanı sıra GeliÅŸtirme programı çerçevesinde AB görsel-iÅŸitsel yapımlarının üretimi,reklamı ve dağıtımı desteklenmektedir.

Ayrıca söz konusu yapımların üretim ve dağıtımında sayısal teknolojilerin kullanılması teÅŸvik edilmektedir.

Ekonomi, finans ve ticaret yönetimi, mültimedya teknolojileri alanlarında ileri düzeyde eÄŸitimi amaçlayan eÄŸitim programı çerçevesinde ise, Avrupa görsel-iÅŸitsel sektöründe çalışanların uluslararası rekabet gücünün artırılması hedeflenmektedir.

Avrupa Komisyonu görsel-iÅŸitsel sektörü destekleyen eÄŸitim programı ve Media Plus programını geliÅŸtirerek devam ettirmek amacıyla Media 2007 programını önermektedir.



Komisyon, 1 Ocak 2007 ile 31 Aralık 2013 dönemini kapsayacak olan Media 7 programının bütçesini 1,055 milyon Euro olmasını önermektedir.

Program 2000 yılı itibarıyla Türkiye gibi üyeliÄŸe aday ülkelerin katılımına da açılmıştır.



Ancak Türkiye’nin Media programlarında yer alabilmesi için televizyon yayınlarını düzenleyen mevzuatını Sınır Aşırı Televizyon Direktifi ile uyumlaÅŸtırmasını gerekmektedir.



Değerli Meslektaşlarım

Sektörümüz açısından gerekli hukuki düzenlemeleri doÄŸru, yerinde ve zamanında yapabilmesinin ne kadar önemli olduÄŸu ortaya çıkarken  mutlaka öncelikli olarak yapılması gerekli bir takım iÅŸlerde  bulunmaktadır.

EÄŸer Hukuki düzenlemeler Medya Sektörü içinse ve bu sektör Türkiye de Ulusal, Yerel ve Bölgesel olarak aralarında geliÅŸmiÅŸlik ve büyüklük açısından kapanamayacak büyüklükte bir uçurum bulunduruyorsa, Sektör aktörlerini tek tek mercek altına almak gerekir.

Öncelikle Her ilin iletiÅŸim ve medya stratejisini belirleneli ve ulusal iletiÅŸim ve medya stratejimizi oluÅŸturmalıyız.

RTUK nezdinde Tüm yayıncı kuruluÅŸların envanterlerinin çıkarılması gereklidir.

Tüm yayıncı kuruluÅŸlarının hali hazır durumları ve asgari donanım göz önüne alınarak Kimin neye ihtiyacı var tespit edilmelidir.

Kimin ne kadar kapasitesi var belirlenmelidir.

Bölgesel olarak yayıncı temsilcilerinin katıldığı ve RTUK ile eÅŸ güdüm içerisinde ilgili bir birim oluÅŸturarak,

bir İLETİŞİM MECLİSİ oluÅŸturmalı,sektör ile ilgili kararlar ile yasal düzenlenmeler tasarı halinde bu platformlarda görüÅŸülmeli ve oluÅŸturulmalıdır.

RTUK yasama ve yürütme ile yayıncılar arasında köprü olmalı, bu meclislerden oluÅŸacak kararları yürütme ve yasamanın önüne koymalıdır.

Böylelikle sektör daha dinamik, daha eriÅŸkin ve oto kontrol sistemini oluÅŸturmuÅŸ bir biçimde yürüyecektir.

Belki o zaman RTUK na daha az yayın ihlali şikayetleri gelecektir.



Tüm katılımcılar kendi tüzel kiÅŸiliklerini koruyarak bu çalışma platformunda yer almalıdır.

Çünkü sektörde her konuda standartların belirlenmesi ihtiyacı vardır, bu konuda standartların belirlenmesi, onların denetlenmesi ve yanı sıra standartlara uygunluÄŸun akredite edilmesi, sunulan hizmet kalitesi ve hizmet sunucu yayın kuruluÅŸlarının yetkinliÄŸinin belirlenmesi açısından ÅŸarttır.

Yayıncı kuruluÅŸların yayınları ile ilgili konularda akreditasyon verme yetkisi Üst kurulumuzun asli ve öncelikli görevlerinden biri olmalıdır.

Tabi bütün bunlar gönüllülük esasına göre deÄŸil  YASAL DAYANAK ile  oluÅŸturulmalıdır sektördeki belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır.

İşte o zaman İnanıyoruz ki kalıcı çözümler çıkacaktır.

 

Etiketler:
Bu yazi toplam 2001 defa okundu
YORUMLAR
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR