Öner YAÄžCI diyor ki: “ Ülkemizde öyle sanıyorum ki hakkında en çok kitap yazılan ilk kiÅŸi M.Kemal ise, ikinci kiÅŸi de Nazım HİKMET’tir.
Hakkında yüzden fazla kitabın yazıldığı ve her kitapta da baÅŸka baÅŸka yönlerinin incelendiÄŸi Nazım HİKMET’i tam olarak hiç kimsenin anlayamayacağını de unutmamak gerek.”
Nazım’la ilgili kamuoyunda pek de bilinmeyen bazı konuları, bugün okuyucularımızla paylaÅŸmak istiyorum…
1) Nazım’ın Atatürk’e yazmış olduÄŸu bir mektuptan bahsedilir. Mektubun yorumu ise, kiÅŸilere ve kiÅŸilerin öznel niyetlerine göre deÄŸiÅŸir. DeÄŸiÅŸmeyen aÅŸağıdaki mektubun kendisidir.
“Türk ordusunu isyana kışkırttığım iddiasıyla on beÅŸ yıl ağır hapis cezası giydim. Åžimdi de Türk donanmasını isyana kışkırtmakla suçlandırılıyorum.
Türk devrimine ve senin adına ant içerim ki suçsuzum.
Askeri isyana kışkırtmadım.
Kör deÄŸilim ve senin yaptığın her ileri dev atılımı anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreÄŸim var.
Askeri isyana kışkırtmadım.
Yurdum ve devrimci sen karşısında alnım açıktır.
Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat ve gizli rejim düÅŸmanlarınca aldatılıyorlar.
Askeri isyana kışkırtmadım.
Deli, serseri, gerici, satılmış, devrim ve yurt haini deÄŸilim ki, bunu bir an düÅŸünebileyim.
Askeri isyana kışkırtmadım.
Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir ÅŸairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirim. Büyük iÅŸlerinin arasında seni bir Türk ÅŸairinin felaketiyle ilgilendirmek istemezdim.
Bağışla beni, seni bir an kendimle meÅŸgul ettimse. Alnıma vurulmak istenen bu “ devrim askerini isyana kışkırtma” damgasının ancak senin ellerinle silinebileceÄŸine inandığımdandır.
BaÅŸvurabileceÄŸim en devrimci baÅŸ sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum.
Türk devrimine ve senin başına ant içerim ki suçsuzum.”
2) Dönemin Milli EÄŸitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL, hapiste parasızlık çeken Nazım’a gizlice parasını ödeyerek çeviri yaptırmış. Dünya klasiklerini Rusça ve Fransızcadan Türkçeye çevirtmiÅŸ. Fakat daha sonra bunun bedelini de ödemiÅŸ. Önce MareÅŸal Fevzi ÇAKMAK, sonra da Kenan ÖNER dava açmış. Hasan Ali YÜCEL davayı kaybetmiÅŸ.
3) Nazım’ın en yakın ve yürekli üç arkadaşı Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat, Nazım’ın özgürlüÄŸe kavuÅŸması için, üç günlük açlık grevine yatmışlar…
4) Nazım’ın korkunç bir adli hataya kurban gittiÄŸini düÅŸünenler bir dilekçe hazırlamışlar. Bu dilekçeyi, dönemin ünlü insanlarına imzalatmanın uygun olacağını düÅŸünmüÅŸler. Nazım’ın affını isteyen dönemin ünlü yazarları, sanatçıları, hukukçuları ve bilim insanlarının bir listesi hazırlanmış. Bu uzun listede 165 imza sıralanmış.
Kendisine uzatılan dilekçenin altını tek kiÅŸi imzalamamış. Oysa o, en güvenilen kiÅŸilerdenmiÅŸ. Ve ilk imzanın ona attırılması istenmiÅŸ. Ta ki, diÄŸerleri onun ismini görüp, kararsızlıktan kurtulsun diye… Fakat bu kadar güvenilen kiÅŸi, Nazım’dan imzasını esirgemiÅŸ…O kiÅŸi,Yahya Kemal BEYATLI’ymış…
5) Atatürk’ün en yakın silah arkadaÅŸlarından Ali Fuat CEBESOY PaÅŸa, Nazım’ın dayısı…Ama Nazım’a hiç bir yararı dokunmamış. Gerçi, Nazım’ın, dayısından hiçbir talebi de olmamış…
6) Nazım’ın, korkunç bir adli hataya kurban edilmek istendiÄŸini, Türkiye ve Dünya kamuoyuna duyuran ve Nazım davasını, çıkan af yasası kapsamına aldırtarak, Nazım’ın özgürlüÄŸe kavuÅŸmasını saÄŸlayan tek avukatı Prof. Mehmet Ali SEBÜK, saÄŸ görüÅŸlü bir hukukçuymuÅŸ... Demokrat Parti’den milletvekilliÄŸi yapmış; Adalet Partisi’nden de senatör adayı olmuÅŸ…